16 Şubat 2012 Perşembe

Haider Ackermann


Klişelikten milletin geberdiği, farklı olmanın kıçı başı açmakla bir tutulduğu dönemde herkese stil dersi veren bir kadın ve onun kıyafetlerinin yaratıcısı var ki değinmeden geçemeyeceğim.

Çok sevgili Tilda Swinton ve Haider Ackermann iyi ki varsınız, hayatımızdasınız. Allah sizden razı olsun. Sayenizde iyi kesim-enfes kumaş kombinasyonuyla fakir fukaranın sadece gözü gönlü değil zihni de açılıyor.

Pişirip pişirip önümüze konan straplez, tek askı, tek kol modellerin yanında gerçek tasarım isteyenler buyursunlar efendim!










13 Şubat 2012 Pazartesi

VAN GOGH ALIVE



Bir aydan fazla zamandır yazmadım, yazamadım. Ayıptır, günahtır biliyorum ancak çok mühim bir işe imza attım. Doğurdum... Doğdu, doğmadı, emdi, emmedi, ağladı, ağlamadı, kaka yaptı yapmadı derken bir ay buhar olup uçtu gitti.. Şu an evden kısa süreli aralar hariç çıkamıyorum ama çıksam ne yapardım? İstikamet doğru Van Gogh Alive Dijital Sanat Sergisi olurdu...

Grande Exhibitions Avustralya tarafından tasarlanan sergi 3000'in üzerinde dijital imajın 40 projektör yardımıyla duvarlar, kolon ve zemine yansıtalarak müze gezicisini resmin bir öğesi yapmak suretiyle bir ilke imza atıyor.

Van Gogh'un kendi kulağını kestiği; acıtasyon seven, düşüş hikayelerine bayılan bizlerin dillerine pelesenk olmuş zihinlerine kazınmıştır. Bilmediğinizi tahmin ettiğim bazı detaylar için buyrun okuyun...

  • Hollandalı'dır.
  • Ailesi sanat tacirliğiyle para kazanmaktır. Bu vesileyle Londra ve Paris'te sayısız müze gezmiştir.
  • Aile işinde çalışırken amcası tarafından işten kovulur.
  • Koyu bir katoliktir, rahip olmaya karar verir ancak kiliseden de şutlanır.
  • Ölmeden sadece 9 sene önce 1881'de resim yapmaya başlar.
  • Hollanda'da yeterince iyi bir sanat ortamı olmadığına inandığı için Fransa'ya taşınır.
  • Japon ressam Hirosige'den çok etkilenmiştir.
  • Gaugin ile sürekli resim sanatı üzerine kafa yorup tartışmıştır. Bu tartışmalarından bir tanesinde Gaugin'e saldırmış ve ardından Gaugin'i de yanından kaçırmıştır.


  • Meşhur 'Yıldızlı Gece' resmini ağır bir depresyonu atlatması için yatırıldığı akıl hastanesinde yapmıştır.
  • Kardeşi Theo'nun maddi desteğiyle yaşamıştır.
  • Akıl hastanesinden sonra terapiste gitmeye başlamış ancak terapistin kendisinden daha hasta olduğuna kanaat getirmesiyle bu ziyaretlerine son vermiştir.
  • Sosyalleştiği tek yer olan 'Gece Kahvesi' onun için hayata dair tek ışıktır. İşte bu yüzden bu resimde iç mekan pırıl pırıl, dış mekan kapkaranlıktır.
Yaşamaktan bıkıp intihar ettiğinde 37 yaşındadır.
Bu kadar kısa süre resim yapıp, bu kadar az yaşayan birinin adını tarihe yazdırması takdire şayandır.



*En üstteki fotoğraf littlepixyboots.blogspot.com

5 Ocak 2012 Perşembe

Dudak Uçuklatan Belgeseller



Belgesel deyince bir adım geri duran milletiz, itiraz istemem! Çünkü belgesel kelimesi bize hala yeşilimtrak bir böceğin saatlerce ağacın kökünden yaprağına doğru yol alışını, fonda klasik müziği, tok sesli adam veya çok neşeli kadın sesini hatırlatır.

Bu anlayışın değişmesi için çabalayan insan sayısı jet hızıyla artarken, yurtiçinde iyi örnekler karşımıza çıksa da yurtdışı örnekleri ciddi dudak uçuklatan cinsten olma yolunda ilerliyor.

Yüksek bütçelerle bire bir doğru orantılı olsa da altında yatan fikir, konunun geliştirilmesi ve sunuşuyla bu sene izleyip en çok etkilendiğim 3 belgeseli paylaşıyorum!

1) Art&Copy


Reklamlarla en ufak bir ilginiz olmadığını düşünseniz bile ( ki gün içinde onlarca reklamla muhattap oluyorsunuz) etkilenmemenizin olanaksız olacağını düşündüğüm reklam dünyasını, tarihe damgasını vurmuş reklamları ve yaratıcılarını konu alan belgesel 2009 yılında Toronto ve Sundance Film Festivalleri'nde boy göstermiş, Atlanta Film Festivali'nde 'En İyi Yönetmen' ödülünü kazanmıştır.


2) Once Brothers ( Bir Zamanlar Kardeştiler)


Yugoslavya milli takımıyla dünya çapında başarılara imza attıktan sonra NBA'de oynamaya başlayan, birbirlerine fazlasıyla destek çıkarak Amerika'daki yeni hayatlarının çok zor günlerini beraberce atlatan Vlade Divats ve Drajen Petroviç'in Yugoslavya'nın parçalanmasından sonra kendi arkadaşlıklarının da nasıl parçalandığını anlatıyor. Merkezine basketbolu alarak yüzümüze din, dil, ırk, savaş ve siyaseti çarpan harika bir belgesel! ( yapım 2010)

3) The Doors: When You Are Strange


Jim Morrison'ın ölümünün ardından 40 yıl geçtiğine inanmak zor! Ocak 2012'de grubun son albümü L.A. Woman içerisine daha önceki albümlerde olmayan bir şarkı daha ilave edilerek tekrar satışa sunuluyor... Hala nasıl öldüğü tam da bilinmeyen Morrison ve grubun diğer üyelerinin genç yaşlarına rağmen bir ülkenin gençlerini nasıl tesir altına aldıklarını, isyanlarını ve onları zaptırap altına almaya çalışan bir hükümeti ayrıntılarıyla izlemek isterseniz Tom DiCillo'nun yönettiği ve Johnny Deep'in seslendirdiği belgeseli kaçırmayın! (yapım 2010)



fotoğraf: devianart.com

30 Aralık 2011 Cuma

Bye Bye 2011!

2011 yılını gerçekten bereketli, mutlu geçiren biri varsa parmak kaldırsın, gelip öpeceğim. Şahsen son beş yıllık sürecin en boktan yılını yaşadığımı gönül rahatlığıyla açıklıyorum, bu yıl bittiği için en ufak bir hüzün yaşamamakla birlikte en kıl olduğum ‘Gelen gideni aratır’ atasözünü de pozitif düşünceyle aklımdan çıkarmaya çabalıyorum.

Terör saldırıları, savaşlar, yalancı baharlar, ölümler, hastalıklar peşimizi bırakmadı bu yıl. 2012’nin daha iyi olacağını en azından ümit edelim müsaitseniz.

Bu çirkinlikler arasında insana yaşama azmi pompalayan öğeler de vardı tabi. Hakan Günday’ın Az, Patti Smith’in Çoluk Çocuk, Ned Beauman’ın Boksör Böcek kitapları... Ki Boksör Böcek’in ‘ilk kitap’ kategorisinde olması da ayrıca motive ediciydi...

Genelde sinemasına pek yakın durmasam da son eseriyle beni gerçekten etkileyen Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmi, sessiz film olmasına rağmen izleyeni koltuğa çivileyen ve her detayıyla insanın yüzünü güldüren ve bence Oscar’ı kazanacağı kesin olan ‘The Artist’( Oscar bir kıstas mıdır klişesini es geçiyorum müsadenizle), 42 doğumlu asla durmak bilmeyen zeka simsarı Martin Scorsese’nin Hugo’su...

Frida ve David La Chapelle sergileri, çoğu kişinin yerden yere vurduğu ama benim beğendiğim İstanbul Bienal’i, benim için sanat eseri niteliğindeki Muazzez Abacı ve Gönül Yazar’lı ‘Snickers’ reklamı, en entelinden en tv bağımlısına kadar tüm kadınlara ‘vay anam vay’ dedirten bir adet Kıvanç Tatlıtuğ ( bu blogu ilk kurarken, bir gün onun adını burada anabileceğimizi hiç düşünmemiştim.), Ferzan Özpetek’in İtalya’da sahneye koyduğu ‘ Aida Operası’, Festen’in başarılı turkish uyarlaması ilk aklıma gelenler.

İşte bunlarla karşılaşınca da dertlerimizi unutuyor, gelecekten ümit duyuyoruz. Bin tane dert yaşayıp bir tane güzelliğe kavuşunca karşılaştığımız zorlukları unutan bir yapımız olduğu için şanslıyız. Türk milletini her defasından şuursuzlukla suçlayanlara da şaşıyorum, krizsiz bir hafta bile geçirmesine fırsat verilmeyen bu toplum unutmasın da ne yapsın? Her acıyı içinde barındırmaya devam edip toplu intiharlara mı kalkışsın?

Neyse. Konumuzdan çıkıp asabiyetimizi konuşturmayalım, her an güzelliklerle karşılaşabileceğimizin bilincinde olarak birbirimiz için mutlu, neşeli, Noel Baba gibi adam olmayan tiplerle karşılaşmayacağımız, keyifli bir yıl dileyelim...

25 Aralık 2011 Pazar

Jean Paul Gaultier



2011'de en etkilendiğim sergi tarışmasız tartuşmasız Jean Paul Gaultier'e aitti. Paris'in bir nevi 'varoş'larından gelip, dünya modasının tepesine yerleşirken yaşadığı iddialı hayatı lime lime edilen ve müthiş bir şovla sunulan sergi de en az Gaultier'in yarattıkları kadar sıradışıydı.

Daha merdivenlerden çıktığınız an sizi karşılayan yüz mimikleri bilgisayar efektleriyle değişen 'en ünlü' Gaultier kıyafetlerinin en ünlü mankenler tarafından tanıtılışı ve Gaultier'in yaptığı hoşgeldin konuşmasıyla hipnoz olup, odadan odaya geçerken müthiş çalışan bir zihin ve zekayla karşı karşıya kalıp, kendinizi bir çeşit loser ve amaçsız gibi hissetseniz de gerçekleri bilmek sizin de hakkınız olduğu için kendi çapınızda mutlu oluyorsunuz...





Moulin Rouge'dan etkilenerek yaptığı ilk tasarımlarından, Madonna'nın turnesi için hazırladığı kostümlere, Luc Besson, Pedro Almadovar gibi yönetmenlerin filmleri için yaptığı tasarımlarına kadar hayatının her döneminden örnekler...


















20 Aralık 2011 Salı

EMEK- 24 Aralık


Yeni bir yıla hazırlanırken eski bir konuyu ele alalım. Yıkım kararı durdurulduğunda rahat bir nefes alan sinema/ şehir / tarih / yaşam ve sanat severler durdurma kararının iptaliyle yeniden haklı olarak ayaklandı.

İnşaat firmasının 'Ne bu kadar yaygara koparıyorsunuz, alacağız biz bu sahneyi alışveriş merkezinin üstüne taşıyacağız. Sakin olun, abartmayın' açıklamaları yıkıma tepki göstermekte ne kadar haklı olduğumuzu bir kere daha bize hatırlattı. Şehirler gelecek yıllarda vazgeçmedikleri tarihi dokuları, yaşanmışlıklarıyla var oluyorlar. Biz yapılan her binanın on sene içerisinde yıkılıp tekrar yapıldığı bir ortamda büyüdüğümüz için kimilerinin bunu algılaması oldukça zor olabiliyor.


En baba tavır her zaman ki gibi ağır bir isimden geldi. Atilla Dorsay ' Emek yoksa ben de yokum!' dedi ve Emek alışveriş merkezine dönüştüğü anda gazeteciliği bırakacağını da son derece net bir tavırla ortaya koydu.

Ben hala bu sene Beyoğlu'nda açılan Demirören Alışveriş Merkezi'nin şokundayken ve nasıl böyle bir yapıya izin verildi diye düşünürken, Emek apayrı bir tokat oldu açıkçası. Yüzünde şaplağı hisseden herkes 24 Aralık'ta Emek'in önünde toplanıp sessiz sinema oynayıp, şarkılar söyleyecek ve Emek'in önünden ayrılmayacaklar. İçi cız eden herkesi bekliyoruz!

14 Aralık 2011 Çarşamba

NEW YEAR!


Önemli olan dış değil iç güzelliktir, pakete değil içine bak gibi öğretilerle büyüdük ama birbirimizi kandırmayalım 'dış' da en az iç kadar gönlümüzde bir kıpırtı yaratması açısından oldukça etkilidir.

Konu yılbaşı hediyesi olduğunda ' Al evladım şu parayı sen kendine ne istersen onu satın al' tadındaki ruhsuz günlerimizden önce elbet biz de iyi ambalajlı hediyelerin içerisinde neler olduğu merakıyla uykuya daldığımız güzel günler geçirdik.

Artık kimsenin pek bir şeye vakti olmasa da sevdiklerine zaman yaratmayı kafaya koymuş hediye sevdalılarına standardın dışına çıkan etkili hediye paketi tasarım örnekleri aşağıdadır. Tüm paketlerin detaylı anlatımı Creature Comforts'da.












Not: Kıvanç, thank u thank u thank uuu