yeme içme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeme içme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2011 Pazar

VINTAGE PATISSERIE


Fikir herşey. İyi bir fikir duyduğun anda ‘Bunu ben nasıl düşünemedim’ ya da ‘Ne kadar
basit’ diyebilirsin, izin veriyorum.

Geçen gün Vintage Patisserie’nin sitesine denk geldim. Vintage lafını artık duymaktan herkese fenalık geldi ama Vintage’ın ilk kez bu şekilde sunulan bir formatını gördüğüm için anlatıyorum, dinle. Londra’da Angela isimli bir zeka düşünmüş, uygulamaya geçirmiş.

Şirket veya şahıs davetlerinde 1920-30’ların çay partisi konseptini düzenleyerek beklenmedik bir kapı aralamış.

Masa örtülerinden, çay takımına, yiyeceklerden, müziğe, servis yapan görevlilere kadar herşey seni eskilere götürüyor. Birçok kurumsal şirket; sunum, lansman, kutlama organizasyonunu Vintage Patisserie’nin ellerine teslim ederken, şahıs davetlerinde de harikalar yaratıyorlarmış.



Türkiye’de de Bloomberg TV’de yayınlanan Dragons’ Den UK’ye de katılan Angela burada kazandığı 100.000 pound’la çıtasını iyice yükseltmiş.

Bugünlerde farklı bir iş yapmak isteyen herkes internete saldırırken, hizmet sektöründe de daha gidilecek pek çok yol olduğunu hatırlatır, bu fikrin sana yepyeni girişimlerde bulunman konusunda feyz vermesini dilerim. Dağılabilirsiniz.

http://www.vintagepatisserie.co.uk/

20 Aralık 2010 Pazartesi

Bir Kere Daha Hatırlatıyorum: BACKYARD

Uçağı, dolayısıyla Ales sınavını kaçırma paniğiyle Pazar sabahı 6 sularında Adnan Menderes havaalanında koşuştururken kendi paltoma takılmak suretiyle düşüşümü hepinizin görmesini hatta kendi gözlerimin de dışarıda bir noktada beni izlemesini ve kahkahalarla gülmesini isterdim. Eğer uçağı kaçırsaydım kesin gidip kayıtları telefonumla çekip buradan yayınlayacaktım, efsaneydi. Uçağı yakaladığım için ancak bulutların fotoğrafını yayınlayabiliyorum...

Sınava gelince; 160 soru olduğunu sandığım sınavın 200 soru olduğunu 40. Sözel soruya geldiğimde farkettim, e moral bozucu oldu tabi. Sonuçları heyecanla bekliyoruz. Bu arada KPSS sınav sorularını çalan gençlik sağolsun, sınav salonuna çanta, yüzük, küpe, saat, cep telefonu, silgi, kalem, kalemtraş gibi günlük kullanım alanı geniş objelerle giriş yapamıyorsun.

Sınavdan sonra uçarak orta okuldan beri güllük gülistanlık vakitler geçirip, kahkahaların havalarda uçuşmasını sağlayan bir ekiple bir buluştum.

2010’un son buluşması için yapmış olduğumuz güzide organizasyonumuzu Backyard’da gerçekleştirdik. Daha önce size Backyard’ı yazmıştım ama dün hepsi ilk kez Backyard’a gelen kızlar mekanda kendinden o kadar geçti ki tekrar duyurum yapıyorum, buraya gidin!


Keyifli, sakin, mantıklı kalabalık, güzel müzik, lezzetli yemek, süper güler yüzlü ekip, çözümsel yaklaşım, sıcak dekor, dergiler, kitaplarla dün 5 buçuk saatimizi Backyard’da geçirdik, konuşmalar gün boyu şöyle devam etti...

Ne güzel koktu...

Kendimi dağ evinde hissediyorum...

Müzik ne kadar güzel...

Bu ne rahat bir dekor...

Can Kitabevi buraya sponsor mu?

Bahçesi de çok güzelmiş!

Kalabalık ama insanı sıkmıyor!

Gitmek istemiyorum!

Gitmemiz lazım!

Son bir çay içelim bari!

Tatlı da yesek mi?

Hadi ben gidiyorum!

Vazgeçtim havuçlu kek yiyip gideceğim!

Gitmeliyiz!

Hadi!



Adres: Bebek Mahallesi Bebeköy Sok. No.1 Etiler, İstanbul
Tel: (212) 287 15 00

29 Temmuz 2010 Perşembe

ANNEM,İZMİR, ENFES YEMEKLER


Herkes annesini sever, benim annemi herkes sever.

Anne müthiş. Hayatını işe adamış, çalışkan, adaletli, fevri duygusal, romantik kızgın, anaç, hafif çılgın, cesur bir mimar.Onunla beraberken başa ne geleceğinin tahminini yapmak oldukça zor.

Trafik yeşil ışıkta akarken, kaza yapma pahasına önümüzde pat bir otobüs durur, bize yol verir. Arkadan kornalar çalar, adam aldırış etmez trafik tıkanır şoför otobüsün kapısını açar. Anneme önce bir saygı duruşu, sonra “nassın ablam, buyur geç” der. Televizyon izlersin karşına çıkar, pasaport vapur iskelesi önünde uzaklara dalmış, İzmir körfezinde yunusların oynadığını hayal ettiğini anlatır. Bir bakarsın arkası kesik kamyonetle gelmiş, “atlayın çocuklar sizi gezdireyim” der.

Değişik ruhlu kadın, eski lezzetlere fena halde düşkün- yeni yerler keşfetmeye meraklı.Dolu dolu yaşıyor, heyecanını paylaşmayanın da suratına bile bakmıyor. İzmir’e her geldiğimde en yorgun olduğu iş aralarında bile mutlaka beni bilmediğim ve bilmemin de imkânsız olduğu bir yere götürüyor…

Meşhur ZAİM USTA'nın YERİ



Ailede esnaf ruhu var, dolayısıyla sanayi sitelerine ayrı bir düşkünlüğümüz mevcut. Yaşadığımızı daha da iyi hissettiren yerlere gitmekten keyif alıyoruz, bir de üstüne lezzetli yemek yiyoruz.

Bakırcı Kadri olarak bilinen ve 1986 yılında aramızdan ayrılan dedemin arkadaşlarından ve öğle yemeklerini yediği nadir yerlerden bir olan Zaim Usta’nın 1. Sanayi Sitesi’ndeki yerindeyiz.

Zaim Usta, son 16 senedir aynı yerde. Ondan önceki yeri de tam tarih net olmasa da 35-40 sene olduğu tahmin edilen bir süre aynı mevkide yer almış. İçeri giriyoruz, “Hanımefendi Hoş geldiniz”i duyuyoruz.

Annem tabi ki el üstünde tutuluyor. Etraf pırıl pırıl, koku enfes. Ahçı şapkası ile yemeklerin efendisinin gülümsemesi bizi himayesi altına alıyor. Hipnoz edilmiş şekilde kendisine ve dolayısıyla yemeklere doğru gidiyor ayaklarımız. Zaim Usta’nın oğlu Kemal Usta dükkân içerisinde bulunan herkesin her hareketini takipte. Kim nereye oturuyor, ne yiyor ve tatlı yiyecek mi, eline kolonya döküldü mü, yemekten memnun kaldı mı? Tüm soruların cevaplayan Kemal Usta bir yandan da herkese yemeğini takdim ediyor.

2005 yılında Hürriyet Gazetesi’nin “Türkiye’nin en lezzetli pilavları” listesine girmiş. Burada her şey çok lezzetli. Nohut üstü pilav, köfte, acılı domatesli et, elbasan tava bizim 3 kişi tüketmeyi başardığımız yiyecekler. İnsan istiyor ki; bir soda içip, yediklerini sindirsin sonra da yemeğe devam etsin.



Yemeğe değil ama tatlıya devam ediyoruz. Tahinli Kemalpaşa tatlısı yiyoruz ve ben de şalterler kapanıyor. Daha önce böyle bir lezzet ne gördüm ne duydum. Oturduğum yerden kalkıyorum ve Kemal Usta’yı bizim masaya davet ediyorum. Kendisinin fotoğraflarını çekiyorum. Dünya tatlısı bir adam, 50 senenin hikâyesi, amatör ruhun özeni var. Mutlaka gidilmeli, yer 1. Sanayi Sitesi. Oralara işim düşmez dersen bile düşür, sonra da anneme teşekkür et!

Meşhur Zaim Usta’nın Yeri
Kemal Aksun
Tel: 0 232 486 60 34
Adres: Fatih Cad. No:91 Çamdibi-İzmir

30 Haziran 2010 Çarşamba

Nispetiye Şenleniyor!

(Mia-posta yayınlanan yazımdan derlemedir!)

Etiler’in can damarı, nefes alma, yürüyüş yapma, ferahlama köşesi Nispetiye Caddesi 2 farklı restorana daha hayat, bize de keyif vermeye başladı.

Panino Giusto

Milano menşeli, Türkçe karşılığı tam anlamıyla “Doğru Sandviç” olan Panino Giusto’nun İstinye Park’taki şubesi kapandığında özel sandviçleri, makarna, pizza, salata ve tatlıları nerede bulacağız diye dertlenirken, daha da güçlenerek yenilenmiş hali Nispetiye Caddesi’nde karşımıza çıkınca şaşırdık!

Dünya çapında toplamda 41 farklı şubesi olan Panino Giusto, dünyadaki örneklerine nazaran biraz da lokal özellikler katarak Panino Giusto’yu rakipsiz bir İtalyan restoranı yapma peşinde. Kavaklıdere önderliğinde hazırlanan bir de Kavın bulunduğu restoranda her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.

Dekorundan, bahçesine, mutfağından, mönüsüne kadar özenle hazırlanmış bir restorandan daha ne isterim ki diye sorarsan; 18.00-20.00 arası yapacağı “Happy Hour” derim!
http://www.pgip.com.tr/

EAT’NJOY

Big Chefs’ten sonra bir Ankaralı daha Nispetiye Caddesi’nde ağırlanıyor. İlk iki şubesi Ankara’da açılan EAT’NJOY fajita, steak, pizza, makarna ve salatalarıyla karnımızın guruldamasına sebep oluyor.

Mönüsünün en dikkat çeken kısmı ise kuşkusuz“Doğu’dan Batı’ya Lezzetin İzi” kısmı. Bodrum Çökertme Kebabı’ndan, Tai Usulü Sebzeli Tavuk’a damgasını vuran EAT’NJOY Ankaralılardan sonra İstanbulluların da favori restoran listesine girmeyi hedefliyor.

Güzel bahçesi, renkli sunumu ve lezzetli yemekleriyle bunu başarmakta çok da zorlanmayacağını düşünüyoruz.

İki yeni restoranımıza başarılar, sana da keyifli saatler geçireceğin afiyet dolu yemekler dilerim!

http://www.eatnjoy.com/

9 Mayıs 2010 Pazar

BÖYLE BİR YER VAR MI BİLDİĞİN?

Bir kafe hayal et: Şehrin tam merkezinde olsun ama ağaçların arasında sessiz sakin bir bahçesi olsun. Hafta içi- hafta sonu trafik-otopark problemi yaşatmasın. Müzikleri günün her saatine göre değişsin ve hepsi de özenle seçilsin, keyfini yerine getirsin. Hem iki katlı olsun hem de kocaman bir bahçesi olduğu için hiçbir zaman kapıdan geri dönmek zorunda kalınmasın. Menüsü çeşit çeşit seçeneklerle dolu, apple pie’yı vazgeçilmez olsun. Değerli garsonları hem mükemmel servis yapsın hem sıcak, samimi olsun bir de hoş sohbet olsun. Wireless interneti olsun, sadece bir bardak kahveyle 3 saat otursan da kimse sana karışmasın…
Böyle bir yer var mı hiç senin bildiğin? Benim var!

Akatlar’ın en tarz sahibi, sabah 8.30’dan 23.00’e kadar hep aynı gülümsemeyle karşılandığın, kendini evinde hissettiğin bu güzel mekân Akatlar Tribeca. Başka yerlerde bulamayacağın çeşitliliğe ve lezzete sahip bagelları bir yana, yemeklerin lezzeti de saatlerce masada oturup ardı arkası kesilmeyen siparişler vermene sebep olacaktır.


İlk ziyaretinin ardından bağımlılık yaratacak bu mekânda yemeni tavsiye edeceğim top 5 alternatif ise; Diner kahvaltı tabağı, somon ve krem peynirli bagel, portakallı ve nar ekşili buğday salatası, 4 peynirli pizzası, buğday risottolu tavuk budu. Afiyet olsun!

Adres: Zeytinoğlu cad. Yeşim sok.
No:3 Akatlar / İstanbul Tel: 212 3512732