çeşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çeşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2010 Çarşamba

NARS- ILICA

2001 yılında- üniversite sınavına hazırlanırken vücuduma giren “sürekli olarak uyuma isteği ” virüsünün bir benzerinin seneler sonra beni tekrar esir alacağını nereden bilebilirdim ki?

Şu anda-“Daimi olarak tatil yapma isteği” virüsü bünyemde. Her hastalık gibi bu da kafada bitiyor. Önce kafa yapımı değiştirmeliyim ama başaramıyorum. Etrafımda çok güzel mekânlar, fıstık insanlar var.

3 yıl Önce-Yengem çocukluğunda cümbür cemaat aile olarak kiraladıkları Tosun Paşa Yalısı’nın yeni halini gezerken gözleri doluyor, çocukluğunu hatırlıyor. Bir yandan da bu kadar özenli ve özellikli olarak hazırlanmış bir yer olmasından dolayı mutluluk duyuyor.


Bugün-Bana gelince, yattığım yerden fotoğraf çekiyorum, kadrajda “daha yatmaya devam et emri veren” masmavi, dümdüz denizi görünce emre itaat ediyorum.


Çeşme’nin en çalışkan, en güler yüzlü çalışanları buraya ayak bastığım andan beri etrafımdalar. Hülya, Hasan, Tuncay ve Cihat uzaktaymış gibi görünüyorlar ama belli ki takipteler. O an aklımdan ne geçiriyorsam karşıma getiriyorlar.
İnsana kendilerini o kadar alıştırıyorlar ki, 3-5 gün sonra ben buralardan gittiğimde “bi başıma ne yaparım, nasıl ederim hissi” kaplıyor her yerimi.

Dekorda kullanılan renklerin yalınlığı ve sakinliği ile “huzura doğru” diyorsun.
İç mimari All Sports Cafe, Nişantaşı Zihni gibi bizi yarattığı her yeni mekanda farklı dünyalara götüren Hakan Ezer’e, restorasyon ise Boğaz’ın neredeyse tüm yalılarına eli değen Türkiye’nin en ünlü restoratör mimarlarından biri olan Süreyya Saruhan’a aitmiş. Buranın kesinlikle kar etmek için kurulan bir müessese olmadığını, senin rahatlığın için hazırlanan özel bir ev olduğunu anlıyorsun.

Gelecekte- Sanırım birkaç sezon sonra Alaçatı çılgınlığı sona erecek ve butik oteller ılıca kıyı şeridine taşınmaya başlayacak ve tüm bu alan yenilenecek. Demedi demeyin, beni dinleyin.

Bu arada -Nars Ilıca’da illa ki kalmak şart değil, sabah güneşlenmesine, akşamüstü içkisine, yemeğe veya akşam kahvesine de gidebilirsin.
www.nars.com.tr

17 Haziran 2010 Perşembe

Düğünler Evrim Geçirsin!


Bu yazın ortak sohbet konusu; ağustos ayında ramazan başladığı için haziran-temmuza sıkıştırılan düğünler. Hangi köşeyi dönsem, yeni bir düğün tartışması içerisinde buluyorum kendimi. Durum şudur ki; eğlenmek yerine dır dır konuşan, keyiflenmek yerine kusur aramaya yönelmiş davetli kümesi gittikçe sayısını arttırıyor.

Ne yapacağız? İstiyorum ki düğünler için de yeni bir açılım yapılsın, standartlar değişsin.

Kimse hayatında 1-2 kez gördüğü insanları eğlendirmek için uğraşmasın, hayatının en önemlileri için parasını harcasın. Kim kime dum duma düğünler sona ersin, konseptli- az davetli düğünler egemenliği baş göstersin.

Bu akımın hafiften başladığı da tecrübe edilmektedir. Benim gibi buradan kaçıp Roma’da evlenmek isteyen 3 farklı kişi yazın başında aradı, sordu soruşturdu. İkisini evlendirdik bile! Bu vesileyle sadece teknoloji ve genetik biliminin gelecekte önem teşkil edecek meslek dalları olmadığını, yurtdışı düğün organizatörlüğünün oldukça ses getirecek bir meslek dalı olacağını öngörebiliriz!

Yakın çevreme bol bol akıl veriyorum ancak konuyla ilgili henüz beni dinleyen olmadı! Mesela nikâh şahitliğini yapacağım canım kuzenim Ecem, güzel Çeşme’mizin en devasal otelinde düğününü yaparken, ben bu yazdığım satırlarını düşünüyor olacağım.

Belki beni de birileri dinler diye, henüz pek kimsenin keşfetmediği ama bence düğün yapılabilecek en güzide mekânlardan biri olan Manastır Oteli bir düşünün… Tanışmasak da beni de davet edin:)

www.manastiralacati.com.tr