
(Miaposta'da yayınlanan yazımdan derlemedir.)
Anneannenin eski fotoğraf albümlerine bakarken, bilmediğin geçmişe özlem duyar “Ne güzel günlermiş” diye iç geçirirsin.
Aile fotoğrafı çektirme alışkanlığının gitgide yitirildiği bu günlerde GİYÇEK'le Galata'nın ara sokaklarından birinde karşılaştım.
Sabancı Üniversitesi Görsel İletişim Tasarım mezunu Gözde Otman, 2008’de Scuola Politecnica di Design Milano’da görsel tasarım mastırını tamamladıktan sonra Türkiye’deki Nostaljik Fotoğraf Stüdyolarının eksikliğini fark ederek, Özel hazırlanmış 35 tarihi kostüm ve birbirinden etkileyici takılarıyla stüdyosunu kuruyor.
Randevu alarak gitmenin tavsiye edildiği stüdyoda, farklı karakterlere bürünerek ailenle veya arkadaşlarınla bugüne kadar sahip olamadığın özel fotoğraflara sahip olabilirsin.
Bir Osmanlı padişahı, her an savaşmaya hazır bir yeniçeri, sevgilisiyle gizli Göksu deresinde buluşmaya gitmiş âşık hanımefendi, asi delikanlı külhanbeyi, haremin gözde cariyesi veya rütbeli bir asker olmak senin elinde!.





Stüdyonun ve odaların özenli tasarımına hayran kalacağın bu mekânın nefesini solumalısın. Yapılan çekimden 30 dakika sonra fotoğraflarına sahip olabilirsin.
6 farklı renk çeşidi sunulurken, seçeceğin renk ve boyuta göre fiyatları değişirken,
Salı-Pazar arası 10:00-18:00 arası seni çekmeye hazır Galata’daki Doğan Apartmanı’nda bekliyor. Bu saatler dışında randevu almak istersen de sana hayır demiyor.

Babalar günün yaklaştığı bugünlerde paşa babanla tarihi bir fotoğrafa sahip olma şansı veriyor!
Toparlanın GİDİN!
www.giycek.com

Sabiha Gökçen Havaalanı'nı 4 duvar oda haliyle tanıdık, sevdik. Tüm havaalanlarında kemer, bot, saat, gözlük çıkarırken, orada kontrollerden görevliye başımızı hafif açıyla öne eğip, selam verip geçtik. Laptoplarımızı çantadan çıkarıp çalıştırmadık, 5 uçağına 5’e 10 kala gelip, girdik. Görevliler bizi, biz onları tanıdık, bildik. 
Yaklaşık 3 aydır Sabiha Gökçen Havaalanı’na gitmemiştim. Görünce, afalladım. Mimar Doğan Tekeli sayesinde bizim mahallenin “bakkalı” tadı gitmiş, “zincir market” havasında yeni bir yapı oluşmuş. Gloria Jeans’ı, D&R’ı, Piano adlı kafesinde leziz su börekleriyle her türlü aksiyona hazırlanmış. Etraf pırıl pırıl, her bir yanı fazlasıyla medeni bir hal almış. Kötü bir şey olacakmış gibi bekliyorsun, korkma olmuyor. Tüm bu iyi hal durumu sen uçup gidene kadar devam ediyor…
İnsan ister istemez neler okuduğunu, nelerin altını çizdiğini çok merak ediyor, tarihe tanıklık etmek istiyor. Anıtkabir Derneği bence eşi benzeri bulunmaz bir çalışma yaparak, tüm bu kitapları tarayıp, Ata’nın altını çizdiği cümleleri, konuları bir araya getiren bir proje gerçekleştirmiş. Toplamda 25 ciltlik bir çalışma ortaya çıkmış; “Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar”. 


