Prosedürler, profesyonel abartı ustaları, eğlence yoksunu eğlenceler uzak durmaya çalıştığımız 3 temel öğe olduğu için geçen yaz Türkiye’yi pas geçip Roma’da evlendik. Bu aktivitenin üzerinden 1 yıl geçtiğine inanmakta zorlanmakla birlikte, 1 rakamının yanına en az iki sıfır daha koyarak “ Dünya’nın en uzun evli kalan çifti” unvanını almanın da hedeflerim arasında olduğunu belirtmeliyim. Geçen sene 6 Eylül 2009’da bizimle gelmeyi başaran yakın dost akrabayla dillere destan, gözlere film, dudaklara gülücük, çocuklara hikâye, büyüklere rüya tadında bir gün geçirdik. Detayları es geçelim, mühim olan genel resim, kanımızın son damlasına kadar eğlendik.
Bu sene de “eğlence daim olsun ama nasıl” sorunu ortaklıkta uçuşuyordu. Ayrıca 6 Eylül 2010 tarihi yaklaştıkça düğüne katılımda bulunanlardan davet edildikleri takdirde 6 Eylül’de bizimle olmak istediklerine dair şüpheli telefonlar aldık. Bir kere güzel bir gün geçirttik diye artık hep bizimle mi olacaklardı? Kaç yıl daha bu böyle devam edecekti? İstanbul- İzmir gece hayatından sıkılan herkes bizden yerli yersiz zamanlarda bir organizasyon düzenlememizi istemeye devam edecekler miydi? Biz insan değil miydik?
Tüm şüpheli şahıslara ancak 5 veya 10 sene sonra tekrar o grubu bir araya getirerek yeni bir organizasyon yapabileceğimizi, bizden ümidi kesmelerini vasiyet ettik.
365 günden çok daha uzun geçtiğini düşündüğüm birçok sene yaşamış biri olarak, bu senemin jet hızıyla geçtiğini itiraf ediyorum. Evlilik müessesi, devlet dairesi gibi sıkıntılı-ağır-çözümsüz gibi gözükse de ben kendisini fazlasıyla sempatik bulduğumu itiraf ediyorum. Bunun için nasıl teşekkür edeceğimi bilemediğimi itiraf ediyorum. Allah’tan Bono burada. Hislerim fena halde yoğun. Belki de sadece onun şarkılarıyla kendimi net anlatılabilirim...
Çal U2. Beautiful Day & Sometimes you can’t make it on your own H.B için geliyor....