11 Ekim 2011 Salı

Melankolia


Melankolia'yı gidin görün başka da bir şey demeyeceğim esasında:)

Açıkçası dün fena halde filmden etkilenip çıktıktan sonra bir köşe yazarının size tek önerim; 'Melankolia'nın adını duyar duymaz: Kaç Kaç Kaç' demesi üzerine hayat gözümde biraz da anlamsızlaştı:)

Benim nacizane tavsiyem de ' Yakala Yakala Yakala' dır. Sahneleri, oyunculukları, post prodüksiyonu, kurgusu, kamera hareketleri, renkleri ve müzikleriyle kısacası yarattığı dünyasıyla seni tam bir melankolinin içerisine sürüklüyor...


İşi ve aşkı tam anlamıyla yerinde(ymiş gibi) olan bir kadının sebepsiz(miş gibi görünen) depresyon haliyle, dünyaya yaklaşmakta olan ve çarpacağı tahmin edilen Melankolia gezegeninin gelgitleri film boyunca diken üstünde oturmana sebep oluyor.

Sonunda ise gerçekten kimin depresyonda, kimin normal olduğu tam anlamıyla bir soru işaretine dönüşüyor. Tekrarlıyorum, bu filmi yakalayın!

10 Ekim 2011 Pazartesi

Film Ekimi’nin Puslu Havası




Film Ekimi münasebetiyle iki gündür Beyoğlu, Nişantaşı, Maçka hattında fink atıyorum. Bu Bir Film Değil, Bisikletli Çocuk, Mutlu Bir Gün görüp de kesin tavisye ettiklerim, Ruh Eşim ve Uyuyan Güzel bol zamanınız varsa alternatif olabilecek filmler. Bileti alıp, gitmeyi hayal ettiğim ancak hangi birisine yetişeceğimi kesinlikle bilmediğim diğer filmler de aşağıda, buyurun!
  1. Melankolia
  2. Oyunun Sonu
  3. . Tatilde Katil
  4. Tost
  5. Artist
  6. Salgın
  7. Kevin Hakkında Konuşmalıyız
  8. Senin İçin
  9. Tehlikeli İlişki
  10. Olmak İstediğim Yer
  11. Gökten Bir Uydu Düştü

Bunlar arasından Melankolia, Artist ve Tehlikeli İlişki herkesin dilinde haberiniz olsun. Demedi demeyin bilet bulmaya bakın!

Şu ana kadar gittiğim en iyi film ise kesinlikle ‘Bu Bir Film Değil’. Sansür ve yasaklamanın geldiği en uç noktayı görmek isteyenler için eşsiz. İran’da çekilip bir kekin içinde Cannes Film Festivali’ne gönderilen film, Cafer Panahi’nin onay alamadığı ve aynı zamanda yargılandığı için çekemediği filmini kameraya anlatmasından ibaret. Ancak kişilerin doğallığını, içinde bulundukları durumun trajikomikliğini ve çaresizliğin yaratıcılığa etkisini görmek için sakın kaçırmayın!

http://filmekimi.iksv.org/

30 Eylül 2011 Cuma

BİENAL'in FAVORİLERİ


Eylül ayına bayılıyorum! Hava biraz soğuk, ara sıra yağışlı. Sıcak içecekler magazinsel değerlerini arttırıken, sinemalara ve sergilere de rağbet artıyor. Özellikle de İstanbul üzerine sinmiş olan yaz sıcaklığını silkeleyip atıveriyor.

Ayın en önemli aktivitelerinden biri olan Bienal'e acele servis gidiniz. Yalnız bundan önceki yıllarda siz de benim gibi elinizde kitapçıkla dolaştıysanız bu sene yine benim gibi bir farklılık yapıp rehberli tura katılınız. Konuyla, sanatçılarla ve eserlerle ilgili bilgileri ve sağlam alt yapılarıyla Bienal'i anlamlandırmanız kolaylaşıyor!

Antrepo 3'te yer alan İsimsiz- (Ateşli Silahla Ölüm) ve İsimsiz- (Tarih) bölümleri beni Antrepo 5'teki çalışmalara göre daha fazla heyecanlandırdı ve kişisel tarihime hitap etti. Bienal'in genelinde en hoşuma gidenleri aşağıya sıraladım... Bakmadan göremezsiniz, görmeden bilemezsiniz!

1.Savaşı Eve Taşımak: Güzelim Ev(1967-1972)
Vietnam Savaşı görüntülerinin ABD'de yayınlanan mimarlık dergilerindeki resimlerle bir araya getiren fotomontajlar yer yer sini bozucu!

2.Nazım Hikmet Richard Dikbaş'ın çizimleri.
Kişilerin en temel anlarını müthiş bir gözlem yeteneğiyle yakalayan sanatçının çizimleri benim favorim!

3.Letizia Battaglia mafya cinayetlerini fotoğraflayarak iş hayatına başlamış ve ilerleyen yıllarda kafayı mafya dünyasını çökertmeye takmış bir 'sanatçı' ruh. Fotoğrafların gerçek olma ihtimalini düşünmek bile insanın içini ürpertiyor!


4. Baba Portreleri

Kasapta, oto tamirhanelerinde, markette karşımıza sıkça çıkan 'Baba Portreleri'ni kadrajına alan Taysir Batniji'nin eseri sizi gülümsetecek!!!

5. 1938'de inşaatı Şili'de bitirilen Estadio Nacional Stadyum'u
sayısız konser, toplantı ve spor olayına ev sahipliği yaptıktan sonra ülkedeki 1973 darbesinden sonra geniş bir toplama kampı ve işkence alanı olarak kullanıldığını çarpıcı bir şekilde anlatan Camilo Yanez'in eseri de ikinci favorim diyebilirim!

19 Eylül 2011 Pazartesi

ONE DAY


Montreal'de 'One Day'in afişini gördüğümde, ' Ben bu filme yüzde yüz giderim' dedim...
Yanımdakiler 'Dünyanın en klişe sahnesi, bir kız ve erkek öpüşüyor, bunun nesi senin ilgini çekiyor' dediler...
Sesli cevap veremesem de zihnimden 'Hepimiz aşkın peşinde değil miyiz?' demek geçti... Ama üç erkeğin tantanasıyla uğraşacak hiç halim yoktu...

Hava alanında One Day'in kitap kapağını aynı afiş tasarımıyla gördüğümde yanımda kimsenin olmamasından yararlanarak hemen kitabı satın aldım. Birlikte sadece bir gün geçirmelerine rağmen yirmi yıl boyunca aralarındaki bağı hiç koparmayan iki arkadaşın hikayesi anlatılıyor... Her bölümde yeni bir yıldan sadece bir günü okuyarak hızlı ve sürprizler dolu senelerin içinde kayboluyorsun. Tabi ki sürprizlerin arasında çok net klişelere de sahip olduğunu söylemek lazım.

Anne Hathaway ve Jim Sturgess'ın başrollerini paylaştığı One Day'in filminden önce kitabını okumak isteyenlere 'Benzer örneklerine çokça rastladın ama çevirdiğin her sayfada aşk duygusunun mevzu bahis olması sana iyi geliyorsa okumaktan çekinme' derim...

14 Eylül 2011 Çarşamba

AJANDALAR AÇILSIN!

Beyler Bayanlar, yaz bitti toparlanın... Hala kısa kollu gömlek, sandalet giyebilir, naneli limonata içip serinleyebilirsiniz ama şehir hayatına geri dönüş ve ayak uydurma seansına başlarsanız sevinirim. Hala tatil düşünüp bir sonraki bayrama program yapmayı artık bir kenara bırakın. Keza kısa bir süre içinde ardı arkası kesilmeyen şehir etkinlikleri içerisinde kaybolacaksınız. Şimdiden ajandalarınızın sayfalarını sahiplenin, eylül ekimin kıymetini bilin!


Kevin Spacey İstanbul'da



Kral 3. Richard oyunuyla karşımıza çıkacak olan Kevin Spacey'i canlı izlemek herkese nasip olmaz... Bu sebeple bilet fiyatları biraz havalarda uçuşsa da çoğu kişinin 'değer abi' dediğini duyar gibiyim...

Biletler için tıkla



BACH GÜNLERİ



Dokuzuncusu düzenlenen Bach günleri başladı ve tüm hızıyla devam ediyor. Yakalamak elinizde... Konserler Saint Antuan Kilisesi ve Garaj İstanbul'da gerçekleşiyor. Mahan Esfani ( 21 Eylül) ve kapanış gecesinin yıldızı Gustav Leonhard ( 23 Eylül) kaçırılmamalı!

Biletler için tıkla


İstanbul Bienali 2011




Bu sene Bienal İstanbul'un dört tarafına yayılmadan Antrepo 3 ve 5'te konuşlanıyor... Sanat ile siyasetin ilişkisini irdeleyecek olan İsimsiz merakını fazlasıyla hakediyor!

Bilgi için tıkla.

Fashion's Night Out



Açıkcası geçen sene beleş ürünleri toplamak için birbirini ezen insanlar dışında para verip alışveriş yapıldığını hiç gözlemleyemesem de, daha sonraları beni yalanlayacak ekonomi haberleriyle çok verimli bir gece geçirdiklerini söyleyen FNO'cular bu sene de 15 Eylül'de bir ziyareti hak ediyorlar...

Kim nerede nasıl için tıkla.


fotoğraf: Vogue.com

10 Eylül 2011 Cumartesi

Alaçatı'nın Antikacıları



Alaçatı'nın özel dokusuna ve kendine has havasına akın edenler çoğalınca organik büyümesi de aynı oranla devam ediyor... Ana merkezden biraz daha uzakta bulunan Dutlu Kahve'nin etrafında ve paralelinde bulunan sokaklarda antikacılar, tasarım atölyeleri ve concept storelar Alaçatı ruhunu tamamlıyor...

Genellikle kurumsal hayat ve İstanbul'dan kaçanların oluşturduğu bu koloni kışlarını da orada geçirerek sezonu hiç kapatmıyorlar. Kamihan, Kuş Kafesi, Eskiden Alaçatı ve daha birçokları fena halde görülesi, sevilesi, özenilesi...










5 Eylül 2011 Pazartesi

Montreal PICS





Montreal'de oradan oraya koştururken göze takılanlar... Amerikan kültürüyle harmanlanmış Fransız bir şehir..