
İzmir’den 18 yaşımdayken çıktım, bir daha da tatiller dışında uzun süreli hiç kalmadım. Zihnimde anısı çok, acısı bol... Bazı simgeler var hep kafamda İzmirle ilgili. Küçükken dünyama yazılmış, hala var olduklarını zannediyorum...
Bunların en belirginlerinden bir tanesi de Kordon’daki eski Vakko binasıdır.
6-7 katlı körfez manzaralı binanın her köşesi film seti gibiydi. İçeride resmen şıklık vardı. Yerler bembeyaz mermer, en üst kattan zemine kadar uzana cam süsler aşağıda içerisine dilek paraları atılmış havuza kadar inerdi...
Şeker, çikolata ve gençler için tasarlanmış eğlenceli objelerin satıldığı ayrı bir bölüm vardı Vakkorama katında, kumaş katı diye apayrı başka bir kat.. Tüm körfezi izleyebileceğin, zaman zaman sergilerin yapıldığı kafesi Cumartesi günleri akşam üstü annemin arkadaşlarıyla buluşma, benimde etrafta takılma mekanımdı...

7-8 sene önce Vakko bu güzel binadan çıktı, Zara giriş yaptı... Zara’nın bu binasına sadece bir kez girdim...
Vakko zevkine hitap eder, etmez tartışılır... Ama etrafa kattığı güzellik, kendisine ve müşterisine gösterdiği özen tartışmasızdır, kabul edelim...
Dizayn, moda, sanat ve lifestyle konularında söz sahibi Wallpaper dergisi tartışmış, kabul etmiş. 7 senedir verdiği ‘Design Awards’ta bu sene ‘ Best Workplace’ ödülünü Nakkaştepe’deki binasıyla Vakko’ya vermiş.
Dünya çapındaki bu derginin verdiği ödül, bence son zamanların en iyi haberlerinden biri.

Sadece kazandığı paraya değil; değerlere, çalışanlarına, çevreye ve sanata verdiği önemle markalar daha da güçleniyor! Güzel binaların hep varolsun Vakko!







